"Enter"a basıp içeriğe geçin

YAHU KARDEŞİM SİZ NEYİN PEŞİNDESİNİZ YAAA!

Sağlık gibi hastalık da varlık gibi yokluk da konfor gibi afetler de zenginlik gibi fakirlik de hepsi biz insanlar içindir. Ama her zaman öyle olmuyor. Olumsuzlukların yüreklere yansıması her zaman kâmil bir karşılamadan uzak bir şekilde vücut buluyor bazı kimselerde. Buna bağlı olarak da elimiz, dilimiz, yüreğimiz zembereği bozulmuş bir mekanizma gibi oluyor ama yine de terbiye sınırları içinde kalmaya zorluyoruz kendimizi.

               Özellikle şu zamanlarda kimi insanların yaptıklarına, söylediklerine, düşünmelerine, arzularına ve hayallerine aklım sırrım ermiyor. Ya deprem oldu. Kabul etseniz de etmeseniz de meydana geliş şekli ve şiddeti bakımından “asrın felaketi” denilen bir deprem. Kaldı ki bu yakıştırmayı da (“asrın felaketi”) benim insanım yapmadı. Kim yaptı? Bilimine teknolojisine güvenilen ve en güçlü otorite olarak alınmaya çalıştırılan kimseler yaptı. Kabul kardeşim kabul. Kabul ettik. Bilime ve otoritelere asla karşı bir tavrımız, düşüncemiz yok. Ama asıl mesele bu değil asıl mesele bu deprem felaketinin mekanları, şehirleri, evleri ve işyerlerini yerle bir etmesi de değil bir bakıma. Bu kadar üzücü, sarsıcı, psikolojik bilinçaltımızı yıllarca zindanlarda mahkûm edecek bir durumdan ders almamamızdır. Acılarda, yokluklardan hisse çıkartamamamız. İnsani çizgilerde kalmak istememeyi ısrarla sergilememiz ve bazı kimselerin hayvanlardan aşağı davranmalarıdır. Yahu görmediniz mi arkadaşım, bir köpek ile kedi enkazın yanında nasıl da birbirine sarılmış. İnsanları geçtim insanları, akılsız, dilsiz ve duygusuz diye bir çok kimsenin her türlü zulmü yaptıkları hayvanları da mı görmedin, onlar da mı sana bir merhamet uyandırmadı?

               Tamam evin var anladık! Tamam malın mülkün var anladık! Tamam geçinmeye ve iaşeni sağlamaya mecbursun bunu da anladık! Hepimiz buna mecburuz. Yahu kardeşim elli metrekare bir iş yerinin kirasını yıllık yirmi bin liradan yetmiş sekiz bine çıkarmak da ne ya? Yahu depremden önce altı yüz lira olan aylık kirayı dört bin beş yüz liraya çıkarmak da ne ya? Çorbanın kasesini yüz yirmi liraya, bisküviyi kırk sekiz liraya, küçük şişe suyu yirmi liraya satmak da nedir ya? Ya milletin içi kan ağlıyor, millet tüm gücüyle afet bölgelerine koşmaya çalışıyor, günlerdir banyo yapmıyor, kundakta çocuğunu bırakıp giden bu insanlara karşı senin bu pervasızlığın nedir ya? Binlerce haneye ateş düşmüş, yüzbinlerce insanın ocağı sönmüş, hayaller enkaz altında isimsiz olarak birer numara verilerek toprak altına verilmiş bir milletin ferdi olarak, ya senin yüreğinde hiç deprem olmadı mı? Silkelenip kendine gelmeni engelleyen bu dünya sevgisi nedir ya? Ya kardeşim mal da yalan mülk de yalan, anla artık bunu da!

               Altı evi olan ve sırf çıkardığı kiracısından sonra evlerini daha pahalıya kiraya verecek olan vicdansız, merhametsiz adamla çıkardığı kiracısının aynı camiye sığındığını görmedin mi? Kaldırıma oyuncaklarını sıralayıp da satışa çıkartarak deprem bölgesine yardıma koşturan Anadolu yürekli küçücük yaşta ama sarsılmayacak bir azamete sahip çocuğumuz da mı seni hiç etkilemedi? Etkilemez kardeşim etkilemez. Nice afetler de yaşasa böyle kimseler yine insanlıktan, merhametten ve insaftan, vicdandan ve muhakemeden nasibini almazlar. Biliyorum, çoğumuzun dilinin ucuna öyle şeyler geliyor ki tövbe estağfirullah deyip edebimizden susuyoruz. Asparagas haberler, yalan paylaşımlar, korkutan komplolar, yardımları engelleyecek senaryolar, yapılanları görmeyecek/görmek istemeyen gözler ve akıllar, birlik ve dirliği bozacak eylem ve söylemlerin tümü maalesef aklıma sadece “yahu kardeşim sen neyin peşindesin?” sorusundan sonra “yürüyen ve nefes alan yıkım ekibi elemanlarını” getiriyor.

               Sevgili vatandaşlar! Bu devletin ve milletin sevgili mensupları! Lütfen ama lütfen biraz daha mutedil olalım. Siyasi kaygılardan dolayı her türlü puslu havayı fırsata çevirmeyi kendine amaç edinen, yapan değil de yıkan, imar eden değil de tarumar eden, ümit veren değil de korkutan, tebessüm ettiren değil de ağlatan, paylaşan değil de stoklayan, kucak açan değil de uçurumlardan iten, sevmeyi ve sahiplenmeyi bilmeyen kim olursa olsun bu tür insanların bizleri etkilemelerine izin vermeyelim. Bizim tarihimiz, geleneklerimiz, değerlerimiz, kültürümüz, inancımız, medeniyetimiz cihanşümul bir sağlamlıktadır. Eğreti ve izansız bu kimselerin fütursuzluklarına ne fırsat verelim ne de itibar edelim. Unutmayalım ki Hazreti Ömer’in rivayetinde Peygamber Efendimiz bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur ve bu bizlere az da olsa silkelenme vesilesi olsun.

               Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.”

Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog    

2 Yorum

  1. Yusuf Şimşek
    Yusuf Şimşek 27 Şubat 2023

    Muhteşem bir tespit.Ayakta alkışlıyorum.👏👏👏👏

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 4 Mart 2023

      Estağfirullah değerli dostum. Diline yüreğine sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir