"Enter"a basıp içeriğe geçin

ÜST ÜSTE SORULAR SORU İÇİNDE

Bir âlem ki, gökler boru içinde!

Akıl, olmazların zoru içinde.

Üst üste sorular soru içinde:

Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?

Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Gündem: Deprem!

               Gündem: Acılara derman olmak.

               Gündem: Hayata tutunmak.

               Gündem: Psikolojimizi kontrol altında tutmak.

               Gündem: Birlik ve beraberlikte yine tarihe mal olacak bir dirilişe imza atmak.

               Birçok dünya ülkesinin yüzölçümü ve nüfusundan daha büyük bir alanı etkileyen “asrın felaketi” beraberinde onlarca soruyu hayatımıza kalıcı olarak bıraktı sanki. En azından uzunca bir süre böyle olacağa benziyor. Çok ciddi psikolojik yıkımlara da yol açan bu felaketin izlerini ekranlarda, radyo programlarında, sosyal medya mecralarında, refüj ortalarında konu komşuyla sabahladığımız ve akşamladığımız birlikteliklerimizdeki konuşmalarımızda rastlayabiliyoruz. Bazı örnekleri şöyle dillendirebiliriz:

               – “Tavana bakmanın boş bir şey olmadığını oldu bitti söylerdim; şimdi dediğime geldiniz mi?”

               – “Günlerdir gözümü alamadığım avize yerinde eşim olsaydı var ya aşkta tarihe geçerdik.”

               – “Avizeyi alıp ruh sağlığına gittim; doktor, avizeyle yaşadığımız aşkın anlaşmalı boşanma ile sonuçlanması için adliyeyi adres gösterdi.”

               – “Sabah ilk işim avizeleri değiştireceğim. Mum dönemini başlatıyorum.”

               – “Etrafımız yarı dolu bardak ve şişelerle doldu. Bir avizelere bir de bardak ve şişelere bakarak nefes alıyoruz!”

               Bunları geçiyorum da sevgili dostlar, asıl bazı soruları hatırlatmak istiyorum. Bu soruların anlamlarını içselleştirme noktasında ne durumdayız bir yoklama yapalım dilerseniz. Bakalım ne düşünüp neler hissediyoruz:

               *Sesimi duyan var mı?

               *Hissettin mi?

               *Yine mi sallandık?

               *Sesi duydun mu?

               *Titremedik kardeşim resmen hopladık anlamadın mı?

               *Gördün mü ağaç hareket etti?

               Yeter yeter! Bu kadar yeter! Artık soruları bırakmalıyız. Artık hayatın en güzel ve en kalıcı şifrelerini öğrenmeliyiz. Bazı şeylerin çok ama çok önemli olduğunu kabul etmeliyiz:

**Siyasi görüş ayrılıkları ve siyaset arenasının akıl almaz kaypaklıkları bizi kaypak hale getirmemeli.

**Elimizdeki servetimiz ya da cüzdanımızdaki kartlarımızın mali değerleri, bizlere karun felsefesini benimsetmemeli.

**Etiketli yaşama çirkinliğinin üzerine açılamayacak topraklar serpmeliyiz.

Çok kısa ve öz bazı kuralları benimseyip, hayatımızın orta yerine yerleştirirsek;

*Soluduğumuz havanın,

*İçtiğimiz suyun,

*Yürüdüğümüz yolun,

*Yediğimiz kuru ekmeğin,

*Başını okşadığımız dilsiz dostların,

*Bir taraflarda kaybettiğimiz ve unuttuğumuz insanlığımızın ne kadar da büyük bir şey olduğunu anlamış oluruz. Bunun için de:

               -İnsan olmayı unutmamak,

               -Değerlerle erdem kazanacağımızı kabul etmek,

               -İhtiyacı olana koşmak,

               -Ötekileştirmekten vazgeçmek,

               -İyi niyeti elden bırakmamak,

               -Partiler üstü bir vatanseverlik anlayışını yakalamak,

               -Yardımlaşmayı kamplaşma aracı haline getirmemek,

               -Ayrıştırıcı zihniyeti terk etmek,

               -Eğitimi hayatımıza en güzel şekilde nakşetmek,

               -Hakkaniyet ve adalet düsturunu yitirmemek gerekir.

               Uzatmaya kalksak daha neler dökülür satırlara bilmiyorum. Yalnız temel değer olarak benimseyeceğimiz bu saydığımız şeylerin ve türevlerinin bizlere mihmandar olacağı noktasında şüphe duymamaktayım. Aziz vatanın üzerinde, aziz milletimiz ve aziz değerlerimizle sürdüreceğimiz bu yaşamlar gelecekteki bayrağı teslim alacak yarınlarımız için paha biçilemez bir servet olacaktır. Sahip çıkılan her değer ve nokta üst üste soruların ortadan kaldırılacağı bir yaşamı istemeyenimiz çıkmaz sanırım. Ne diyelim “Allâh selamet versin.”

               Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir