"Enter"a basıp içeriğe geçin

BEDENİMDE DEĞİL RUHUMDA SIZI OY OY!

Bazı şeyler vardır ki anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Neyi, nasıl söyleyeceğini bilemez insan. Hangi kelimeyi seçse, hangi cümleyi kursa, neyi söylese sanki ondan kat be kat anlatamayacakları/anlatamadığı şeylerin varlığıyla huzursuzluğu onlarca kat fazla olur. İşte şimdi bu zamanlar tam da o zamanlardan bir zamandır.

               Ağlamak istiyor insan asırlardır yükünü boşaltmamış bir volkan gibi ağlamak ve hıçkırmak istiyor. Gayri insani eylem ve söylemlerden sonra acısının katmerleştiğini hissediyor; ne mehlemin ne pansumanın ne de ameliyatın kâr etmeyeceğini anlıyor insan. Dumura uğramış bir beyinle ve onun eşliğinde varlığını idame ettirmeye çalışan bir bedenle nasıl iyi olunur diye içten içe haykırıyor insan. Biliyor kimselere anlatamayacağını. Yüzlerce cilt kitap yazsa da yine anlatamayacağı bu durumlarda bazen çok kısa bir ifade takılabiliyor dile. Dönüp durur istemsizce. Sanki huzura demir almışlığın hem kalkış hem de varış limanı gibidir o kısa cümle tüm ifade eksikliklerine rağmen.

               Depremin dokuzuncu günündeyiz.  Dilime birden bir cümle takıldı bugün. Günlerdir gördüğüm, yaşadığım, hissettiğim ve tanımını yapamadığım duyguların en yalın ve vicdansız, ahlâksız insanlara karşı söylediğim ve bana dokunmayın, halkımıza dokunmayın der gibi takıldı dilime o cümle. Evet, “bedenimde değil ruhumda sızı oy oy” cümlesi tam da öyle bir cümle. Nasıl ruhumuz sızlamasın ki? Ruhumuz nasıl paramparça olmasın ki? Ruhumuz nasıl kara kışlarda kalmış gibi dolmasın ki?

               -Siyaset yapanların birçoğunun ahlâksızlıklarını,

               -Korku ve ümitsizlik pompalayan yayınların azgınlıklarını,

               -Yaygara koparanların suaygırı kalınlığından daha kalın iğrenç yüzleri,

               -Gerçeklere gözlerini, akıllarını, ruhunu yedi kat yerin altındaki zindanlara zincirleyen yaratıkların iğreti seslerini,

               -Yalanla dolanla gerçeklerin önüne Çin Seddi dikmeye çalışan kadim düşmanların hayvandan aşağı olan halleri,

               -Afetleri, krizleri fırsata çevirmenin anlamını idrak edememiş şeref yoksunu kimselerin sergiledikleri iğreti ötesi durumları,

               -Malın da mülkün de paranın da “para etmediği” durumları yaşayıp hala “paranın” peşinde kemik atılan it gibi koşan hayvandan aşağı düşünce sahiplerini,

               -Canlı canlı reklam kuşakları yaşatanların kibir, böbürlenme ve samimiyetsiz durumların sahiplerini,

               -Birlik olmak yerine, dirliği sağlamak yerine ayrıştırıcıları, fitne ve fesadı yayan kimselerin çirkef sözlerini,

               -Vatana, devlete ve millete sahip çıkmak yerine tüm benliğiyle satılmaya gönüllü olanların zarar veren varlıklarını,

               Daha neleri neleri görüp de “bedenimde değil ruhumda sızı” dememek mümkün mü onu da bilmiyorum ama dokuz gündür yaşadıklarımızın ifadesi olabilecek bir cümledir.

               Bu memleketin bir evladı olarak şu zor ve yıkıcı zamanları yaşadığımız dönemde en az hasarı alarak atlatmaya çalışmaya önayak olan, yardımlarla ve amanlara yetişmeleriyle duyarlılığın dünyaya sembolü olacak çalışmalara imza atan başta devletimizin asker, polis, sağlık, kurtarma kurum ve kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine, dini hassasiyetleri gözeterek manevi dünyamızın değerlerinin kıymetini insanlara irşad eden kişi, kişiler ve cemaatlere, esnafından öğrencisine, öğretmeninden muhasebecisine, temizlik işçisinden genel müdürüne varıncaya kadar canhıraş gayret sahiplerine hasılı bu yüce milletin her bir ferdine teşekkür ediyorum. Bu milletin en azgın saldırı zamanlarında ne halde kenetlendiğini unutan kimselere karşın din, dil, ırk ayrımı gözetmeden yardıma koşan tüm insanlık alemine ve devletlere teşekkür ediyorum. Can Azerbaycan’ında Katar’a, İspanya’sından Gürcistan’ına, Arabistan’ından İtalya’sına, Kardeş Pakistan’ından Japonya’sına, Bulgaristan’ından Makedonya’sına Fransa’sından Mısır’ına varıncaya kadar milletler ve devletler üstü insani bir tavır sergileyen tüm devlet ve milletlere teşekkür ediyorum.

               Amaaaa…Bedenimdeki sızıları ruhuma işlettiren fırsatçıları, kaypakları, yalancıları, sahtekarları, arsız ve yüzsüzleri, şeref yoksunlarını, devletime ve milletime saldıran yaratıkları, insani olmayan ne kadar düşünce ve davranış varsa onları sergilemekten imtina etmeyen gurur ve haysiyet yoksunlarını da her şeyi hakkıyla bilen Yüce Allâh’a havale ediyorum. Biz bu felaketten de Allâh’ın izni ve inayetiyle güçlenerek çıkacak kadar kadim bir ferasete sahip milletiz. Bunu da unutmayalım!

               Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog  

2 Yorum

  1. Fatma öztürk
    Fatma öztürk 14 Şubat 2023

    Ne güzelde söylüyorsunuz duygularimizi tercüme ediyorsunuz? Gururlandiriyorsunuz…

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 15 Şubat 2023

      Allah sizlerden razı olsun kardeşim. Rabbim sizleri hayırlardan eksik eylemesin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir