"Enter"a basıp içeriğe geçin

Akıl Liyakat İlişkisi

Akıl, sözlükte düşünme, kavrama, anlama yetisi olarak tanımlanmaktadır. İnsana özgü bir özellik olup yaşamımızla doğrudan ilintilidir. Yani yaşamımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. Olmadığında veya kullanılmadığında çok kötü neticelere gebe şeylerin unsurudur. Akıllı insan, daha doğrusu aklını kullanabilen bir kimse, diğer insanlara fiziksel, düşünsel ve ahlâksal olarak etki yapabilme özelliğine sahiptir. Akıl liyakat ilişkisinden önce akıl ile ilgili İmam Ali’nin akıl ile ilgili rivayet edilen bazı sözlerini sıralamak istiyorum:

-Akıl gibi mizan, kanaat gibi hazine, fazilet gibi ayna olamaz.

-Akıl gibi zenginlik, bilgisizlik gibi yoksulluk, iyi huy gibi dost, edep gibi miras, başarı gibi rehber, ilim gibi şeref, danışmak gibi arka olamaz.

-Akıl tam olunca, söz azalır.

-Akıllı ameline dayanır, cahil emeline dayanır. Bilgin kalbiyle, gönlüyle bakar görür; cahil, gözüyle bakar görür.

-Akıllı düşman, akılsız dosttan hayırlıdır.

-Akıllı insanın serveti aklında, cahilin zenginliği de malındadır.

-Akıllı insanla istişare eden kazanır, aklını beğenen zarar eder. 

Konuyla ilgili yüzlerce özlü söz ve deyişler sıralayabiliriz. Bize ulaşan bu mücevherlerden kıymetli öğütlere bakacak olursak, bunlara uygun davranışlar sergilememiz neticesinde ister istemez liyakat güneşinin doğan ışık parçacıklarından biri olmamamız içten bile değildir. Zaten liyakatsizliğe aklı kullanmamak yelken açtırmıyor mu? İyi analiz edilerek verilen kararlar ve yapılan tercihler toplumda çok güzel dönüşümlerin başlangıçlarından olurlar.

İnsanoğluna bu dünyada sayısız nimetler bahşedilmiştir. Sahip olduğumuz zenginliklerimizi saymaya kalksak kelime kapasitemiz buna kifayetsiz kalacaktır. Günlük hayatını yetmiş ile yüz yirmi kelime arasında sürdüren bizler neyi, ne kadar anlatabiliriz ki? Sürekli eksik bir şeyler kaldığı hissiyle cümle kurmaya yeniden başlar ve nimetleri saymaya devam ederiz. Yiyip içtiğimiz nimetler bir yana, elimiz, parmaklarımız, gözlerimiz, kulaklarımız, burnumuz, ayaklarımız ve iç organlarımızla birlikte daha nelerimiz nelerimiz… Tüm bunlar çok önemli. Ama “en önemlisi nedir?” diye soracak olursak peki cevabımız ne olur? Bence hemen “akıl” olur. Niye akıl olur söyleyelim.

1.Akıl sahibi olmak, mükellef olmanın birinci şartıdır. Hayatı yerli yerinde yaşayabilmenin birinci basamağıdır. Bu dini bir kaidedir ama sosyallikle de çok yakın ilintilidir. Mükellef olma bilinci verilen, bu ve diğer konularda gerektiği gibi yetiştirilen kimseler aklını ve iradesini kullanarak her alanda dikkatli yaşar. Göreve getirilmesinden göreve birisini getirmeye varıncaya kadar çok hassas davranır. Kime, nerede, ne görevi vereceğini ya da alacağını bilir. Önce kendi nefsini sorumlu tutar. Velev ki kendisini hakkaniyetsiz ve liyakatsiz usullerle görevlendirilme teşebbüsleri olsa bile bunları kabul etmez.

2.Akıl sahibi insan yapıp etmelerini bir plan dâhilinde yaşar. En sıkıntılı zamanlarda başımızı alıp amaçsızca yürüdüğümüz zamanlarda bile rahatlamak için, sinir stresten kurtulmak ya da hafifletmek için çıktığımızı biliriz. Bilinçli yaparız bu ameli. Bu hususu akıl sahibi olmayanla mukayese bile yapmayız. Tam da buradan yola çıkarak akıl sahibi insanın liyakat konusuna da planlı yaklaşır. Bir sonuca nasıl ulaşacağını, nasıl hakkaniyetli ve uygun bir şekilde nasıl davranacağını bilir. Ne kimseyi basamak olarak görür ne de kendini basamak yaptırır. Çünkü aklını kullanan, planla bir hayat süren kimsenin başıboşluğa ve yerli yersiz davranış kalıplarına, insanları kullanma ve kendini kullandırma gibi reddedilen, benimsenmeyen şeylere tevessül ettiği görülmez. Akıl sahibi kimseler yaşamın her alanında huzur, mutluluk, sorunsuzluk, başarı ve düzen içinde gitmenin liyakatli olmakla başarılabileceği gerçeğini bilir.   

3.Akıl, en büyük servettir. Dünyalık metalarla anlatılmaya çalışılan zenginlik kavramı akıl zenginliğinin bir ürünü olarak elde edilen şeydir. Yani daha yalın anlatmaya çalışırsak, akıl sahibi olmadan servet elde etmeyi nasıl sağlayacaktık? En büyük zenginliğin sonrasında gelen zenginlik asla gerçek zenginliğin, yani akıl zenginliğinin yerini alamaz. Bu zenginliği korumanın ve geliştirmenin de birinci önceliği layık olma kaidesidir. Mal mülk sahibi kimselerin kaç tanesi malının idaresini layık olmadığını düşündüğü kimselere vermiştir ki? Bu kendinden olma çocuğu ya da aynı karından doğdukları kardeşleri bile olsa asla buna müsaade etmezler. Akıllı kimse zenginliğini heba etmek istemeyeceği gibi, toplumun da yükselmesi için muhakkak hak edenlerin, yani liyakat sahiplerinin belirli mevkii ve makamlara gelmesini isterler.

4.En önemli unsurların başında akıl vesilesiyle tefekkür edebilmemiz gelmektedir. Tefekkür etmek, İslâm dininde kâinatı, günahları, varlıkları, doğayı ve kendini düşünmek Allah’ın yarattığı mahluklardan ibret almak demektir. Kur’ân-ı Kerîm’in bazı âyetlerinde “akıl sahibi”, “düşünenler için” türünden ifadelerin olması ve “akıl” kelimesinin kırk dokuz yerde geçmesi aklın ne kadar büyük bir ihsan olduğunu apaçık ortaya koyar.

Ne kadar kuvvetli olursak olalım ne kadar zengin olursak olalım, hakkıyla tefekkür ettiğimiz zaman, şu koskoca âlemde muktedir olduğumuz şeyleri tefekkür ettiğimiz zaman yerimizi de anlamış oluyoruz. Peki, neyle yapıyoruz, anlıyoruz bunu? Akılla tabii ki de. İşte aklını kullanan, muhakeme yapabilen, gelişim ve ilerlemeyi amaç edinen, huzuru ve refahı isteyen kimselerin bu saydıklarımızın olabilmesi için yapılan görevlendirmelerin liyakat dâhilinde olabileceğini de bilir.

Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

4 Yorum

  1. Ahmet Ayyıldız
    Ahmet Ayyıldız 6 Ocak 2023

    Allah aklımızı almasın deriz . yüreğine kalemine sağlık gözlerinden öpüyorum hayırlı huzurlu cumalar dilerim

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 6 Ocak 2023

      Amin kıymetli Müdürüm Amin. Dilinize sağlık. Ben de hayırlı cumalar diler ellerinizden öperim. Rabbime emanetsiniz.

  2. Seyfullah Sarıaslan
    Seyfullah Sarıaslan 6 Ocak 2023

    Allah daima akledenlerden eylesin.

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 6 Ocak 2023

      Amin değerli Müdürüm. Sizin gibi akli ve vicdani birinin ekolünde yetişmiş olmak bize gurur verir dua eder dua bekleriz. Ellerinizden öpüyorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir