"Enter"a basıp içeriğe geçin

İLKİM DEĞİŞİKLİĞİ

Kıymetli Dostlar,

Yazımızın başlığı sizi yanıltmasın. Yazımda herhangi bir yanlışlık yok. Hani “iklim” yazacakken “ilkim” yazmış değilim. Konunun önemine binaen bunu açıklamak istedim. 21. yüzyıl insanının en büyük temel başkalaşımlarından bir tanesi de ilklerindeki değişiklikleridir. Hem de bu öyle bir değişiklik ki gerek kendi hayatında gerekse de toplum sathında çok farklı ve marjinallikten öte rijit bir görünümle var olmak çabalaması şeklindedir. Gerçi hemen küçük bir hatırlatma yapmak istiyorum. Konu ile ilgili genelleme yapmadığımı ve tüm insanları aynı daireye koymadığımı da belirtmek istiyorum.

Evet 21. yüzyıl insanının öncelikleri değişti dedik; bir bakalım neleri/nelerini değiştirdi insanoğlu. Hayatında hangi noktaları değiştirerek kendisinden uzağa kaçmış oldu. Dilimiz döndüğü, kalemimiz yazdığı, meramımızı anlatabilme yetkinliğine göre birkaç kelam etmek istedim ve şu noktalarda dikkat çekmek istedim:

21.yüzyıl insanı önce kendini kıymetsiz hale getirmiştir. Peşinde koştukları, tercih ettikleri, vazgeçtikleri, beğenimler örüntüsü, alışkanlıkları, duyguları, kelime ve cümleleri türünden tüm şeylerinde değişimleri bile isteye meydana getirmiştir. Üzücü olan da bu durumdan herhangi bir rahatsızlık duymadan yaşamaya devam etmesidir. Yaşamını sürdürdükçe de gittiği bu yolun nefsi tatminkârlık baş döndürüşüyle nedameti de silip attı. Kendisince varlığını devam ettirme bahanesiyle nelerden vazgeçti nelerden. Neleri unuttu ve unutulmasına sebep oldu. Kötülüklerin dalga dalga yayılmasına suç ortağı oldu. Yaptığı her iş birliği anlamı içeren davranış ve verdiği kararlar nice masumların kanına girdi. “İlkim Değişti” mottosunu adeta bayraklaştırmak peşine düştü. Ama hüsranlar da peş peşe gelmeyi ihmal etmedi. “İlkim” dediği şeyleri “insan/insanlık” sınırlarının dışında tercih ettikçe de topyekûn “insanlık” kaybeder hale geldi.

21.yüzyıl insanı sosyal ilişkiler ağında değişimlere gitti ve ilklerini farklılaştı. Artık aile mefhumu, anne baba, kardeş, akraba, dostluk, arkadaşlık, büyük küçük ile olan ilişkilerde ilkler çok değişti. Teknolojinin baş döndürücü ilerlemesi ve insanların bunu ilkesizlikler deryasında kullanmaya başlamaları yüz yüze ilişkiler yerine sanal alemdeki sahte, foto montajlı, rötuşlu paylaşımları yaparak şişirme ilişkilere dönüştürdü. Bunu yaparken de bütün pervasızlıkları yapmaktan da geri durmadı. Öyle şeyleri kaybetti ki insan, aklını başına devşirmeye karar vermesiyle yerine kaybettiklerini koymaya başlayıp tamamlaması belki de yüzyılları bulacaktır.

21. yüzyıl insanının değiştirdiği şeylerden bir tanesi de değerleri olmuştur. Artık değerler ilkler arasında sayılmayacak ve hatta akla gelmeyecek kadar silinmiş bir hale gelmiştir. Bayrak, memleket, insanlık, onur, çalışma, güven, yardımlaşma, saygı gibi temel değerler artık yitik bir duruma geldi. Maalesef bunların yerini de bireysel hırslar ve çıkarlar aldı. Kendine yarayan şey başkalarına zarar vermiş olsa bile onları sahiplenir olmaktan vazgeçmez hale geldiler. Sonrasında meydana gelen sıkıntı ve şikayetler olsa da kendine toz kondurmayan ve doğru yolda ilerlediğinden şüphe etmeyen dar açılı bir yaşamın anaforundaki pragmatist kayboluşlarla “ben varım” demeye devam etmektedir.

 Ülkem ve insanımız özelinde, ümmet ve insanlık genelinde neler yapalım ki 21.yüzyıl insanının hatalarına düşmeyelim ve “ilkim değişikliğini” değerlerden, insanlıktan, hak ve hakikatten yana olumlu ve geliştirici olarak kullanalım:

*İlim öğrenmek,

*Ataletten kurtulmak,

*Niyetlerimizi iyileştirmek,

*Çalışmak ve üretmekten haz almak,

*Adaletten şaşmamak,

*Emek vermenin ve kıymet göstermenin erdemliliğini taşımak,

*Bireysellikten sıyrılmak,

*Şikayetçi olmak yerine iyileştiren olmayı tercih etmek,

*Maneviyattan asla ve asla ödün vermemek,

*Çok yönlü gelişimin hayata kalite getireceğini kabul etmek.

Türünden birçok hassas nokta bizi çağlar üstü olmayı, eser ve hizmet üretmeyi, gök kubbede hoş bir sâdâ bırakmayı, insanlığın iftihar tablosuna renk veren bir nokta olmayı kazandıracaktır. Amacı bu türden şeyler olanların akıbetleri de kaybedilmeyecek olan kazanımlar olacaktır. Kazanımları da kefelerimizde göreceğimizden kimse şüphe etmesin.

Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir