"Enter"a basıp içeriğe geçin

ZAMANIMIZ GEÇTİ BİZİM DEVRİMİZ KAPANDI KAPANCAK!

Yaşlı adama yolda yürürken araba çarpar ve hafif yaralanır. Etraftakiler hemen hastaneye götürürler. Doktor acilen röntgen çektirip herhangi bir kırık olup olmadığını öğrenmek ister. Ama yaşlı adam huysuzlanıp gitmesi gerektiğini ve röntgen istemediğini söyler. Doktor yaşlı adamın bu aceleciliğini görünce merakla sebebini sorar. Yaşlı adam:

– “Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum” diye cevap verir.

Doktor eşine haber verebileceklerini söyleyince yaşlı adam üzgün bir ifade ile:

– “Ne yazık ki karım Alzheimer hastası. Benim kim olduğumu dahi bilmiyor” diye cevaplar.

Bunun üzerine doktor:

– “Madem kim olduğunuzu bilmiyor neden her gün onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” diye sorunca yaşlı adam şöyle cevap verir:

– “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum.” 

Sevgi; insana verilen büyük bir nimetlerdendir. Kiminin elinde heba, kiminin kalbinde vefa oluyor işte.

Kıymetli dostlar, yukarıdaki alıntıyı okuyunca çok duygulandım. Aklıma büyüklerimizin söylediği ve bizim de tekrarladığımız o cümle geldi: “Zamanımız geçti bizim, devrimiz kapandı kapanacak.”

Biz yaştakilerin (elli ve üzeri olanlar) içini yakan şeylerdendir vefa. Mahalle kültürüyle büyüdüğümüz için yaşadığımız ve bizi güzelliklerle dolu hayata hazırlayan şeyler hemen aklımıza gelir. Babanın koca çınar olduğu, annenin münbit Anadolu yurdu, kardeşlerin özveride zirve, komşulukların akrabadan öte, arkadaşlıkların çıkarsız ve ölümüne dostluk içeren yanları olduğunu görüp, öğrenip ve yapılması gerekenleri yaparak yaşadık şimdiye kadar. Babalar, rızık için çalışıp didinirlerdi. Bir dilim ekmek için asalak gibi yaşamadan, vakarlı ve onurlu fedakârlıkları olurdu. Ceketlerini satmak gerekse satıp yine de ailesine mahrumiyet yaşatmama mücadelesinde olurdu. Anneler, eşlerine ve çocuklarına gerektiği gibi davranmasını bilirdi. Hiçbir mahrumiyet ve üzüntü meydana getirecek şey onları yuvalarını korumaktan geri adım attırmazdı. Eşinin verdiği ev harçlığı ile yemeğini yapar, çocuklarına harcar ve sıkışık zamanlar için de biriktirirlerdi. Kendilerine harcamak akıllarına gelmezdi. Çocuklar hem çalışma hayatına girer ve meslek sahibi olma yolunda yoğrulurken bir taraftan da tahsillerini sürdürürlerdi. Gayet başarılı bir şekilde, aynı anda iki işi birlikte yapabilirlerdi.

Kapımızı çalan, lokmalarını paylaşan, sevincimizde mutlu, hüznümüzde acımızı paylaşan komşularımız vardı. Kapı önlerinde çayların içildiği sohbetlerin tadı en pahalı ve lüks yiyeceklerden daha güzeldi. Her ne kadar zengin meyvesi olan muzu yılda en fazla iki defa yesek bile şükrümüz de vardı kanaatkârlığımızda mevcuttu yüreklerimizde. Çünkü biz yemek, içmek, gezmek, şunu bunu almakla değil de gözlerimizin içine sevgiyle bakarak, sıcaklığı hissederek yaşadık. Peki ya şimdi? Neler oldu da bu hale geldik. Kimseyi eleştirme peşinde değiliz. Önce kendimize bakarız. Hesap verilmesi gerekiyorsa önce bizim vereceğimize inanan kimseleriz. Ama neler oldu da şu cümleler ayyuka çıkar oldu:

– “Herkesin var bizim niye yok?”

– “Evden kurtulayım da ne olursa olsun!”

– “Bu makama ben gelmeliyim!”

– “Bende her konuda söz sahibi olabilirim!”

– “Akraba da neymiş!”

– “Sen bana karışamazsın!”

– “Paran kadar konuş!”

Haddimizi hududumuzu bilmeden sarf ettiğimiz onlarca ithamlar çıkıyor ağzımızın içindeki et parçasından. Bedenimizdeki iki küçük et parçasına hâkim olamıyor, pervasızlığı kimseye bırakmıyoruz. Çok rahat şekilde karşımızdakileri azarlayabiliyor, kalplerini yerle bir edip nankörlük yapmayı kimseye kaptırmamak için tüm enerjimizi sarf edebiliyoruz. Kendi eğriliklerimize bakmadan deveye “neden boynun eğri” diyoruz. Nasihati kabul etmiyor, inadımızdan geri adım atmıyoruz. Bize verilen değerleri hiçe sayıp değersizlikler uğrunda hayalleri yıkarak yol alıyoruz. Öyle ki selam vermeye ya da almaya imtina edip sonra da huzur istiyoruz. Sabahın seher vakitlerinde bile, şükürle kalktığımız uykumuzdan, açtığımız gözümüze anında negatifliği yerleştirebiliyor ve gün doğmadan karanlıklara mahkûm edebiliyoruz yirmi dört saatimizi. Hıı, bir de ahkâm kesmeyi de ihmal etmiyoruz. Hani sadece biz biliriz ya?

Bu gidişle ne baştaki anlattığımız vefalı bir eş ne örnek bir baba ne kol kanat olan anne ne de gururlandıran bir evlat olamayız. Ellerimizle açtığımız yaralarımıza merhem olmadıkça, iyileşmeyi beklemek çok abes olur. Gerektiği gibi olmadıkça da “zamanımız geçti, devrimiz kapandı kapanacak” ifadelerini söyleyecek ne bir dil ne de bir yürek bulamayacağız. Anne, baba, eş, evlat, arkadaş, dost ve akraba olmadığımız sürece çaresizliğimiz de artarak devam edecektir.

Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog Yazar

10 Yorum

  1. Aynur
    Aynur 13 Kasım 2022

    Yüreğine kalemine sağlık abim çok doğru vallahi Rabbim bizleri layıkıyla anne baba ve akraba dostlarımıza vefalı olmayı nasip etsin inşAallah

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 13 Kasım 2022

      Amin ablam. Rabbim vizi vefalı ve tırnaklı merhametli ve ferasetli kullarından eylesin. İzmir’e selamlar. Dua ile…

  2. Seyfullah Sarıaslan
    Seyfullah Sarıaslan 13 Kasım 2022

    Yüreğine ve kalemine sağlık Gökmen ‘im.

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 13 Kasım 2022

      Allah razı olsun değerli Müdürüm. Hürmet ve muhabbetlerimle…

  3. Nurettin Aslan
    Nurettin Aslan 13 Kasım 2022

    Kalemine, yüreğine sağlık Gökmen Hocam

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 13 Kasım 2022

      Allah razı olsun kıymetli hocam. Selam ve hürmetlerimle…

  4. Çertmek
    Çertmek 13 Kasım 2022

    Kalbinizdeki güzellikleri ve merhameti buralara aktaran yüreğinize saglık. Kıymetli ellerinizden öperim CAN hocam.

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 14 Kasım 2022

      Teşekkür ediyorum. Güzel gören gözünüz kalbiniz ömrünüz bereket ve hayırlarla dolsun. Selam ve dua ile…

  5. Fatma Öztürk
    Fatma Öztürk 14 Kasım 2022

    Nasil oliyorda her yazisi insani alip biryerelere götürür,her yazisinda birseyler bulur kendinden!Böyle yetenekler hep yazsin bizde okuyabilelim.Kaleminize kalbinize saglik

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 14 Kasım 2022

      Diline sağlık cankardeşim. Rabbim bizi kendine, ailesine, devlet ve milletine hayırlı ameller kazandıranlardan eylesin. Sizlerin de dillerine sağlık. Bizlere cesaret veriyorsunuz. Allah yuvanızı bereketlendirsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir