"Enter"a basıp içeriğe geçin

PSİKOLOJİK ŞİDDET

Psikolojik şiddet, aynı zamanda psikolojik istismar, duygusal istismar ya da duygusal şiddet olarak da bilinmektedir. Bu şiddet türünde fiziksel şiddetten farklı olarak, şiddeti uygulayan kişi, mağdur kişiyi duygusal olarak aşağılar, ötekileştirir, sindirmeye, mahrum etmeye, toplumdan kopartmaya ve bilahare kendi ilkel isteklerini tatmin etme bağnazlığı, yobazlığı ve kişilik bozukluğu gösterir. Psikolojik yani duygusal şiddetin sınırlarını belirlemek fiziksel şiddete oranla çok daha zordur. Toplumda psikolojik şiddete maruz kalmaktan kurtulan insanların sayısı yok denecek kadar azdır ve bu kötü hal başka şeylerle manipüle edilerek gün yüzüne çıkartılmaz.

Kişileri çok ağır ve rencide edip kırarak eleştirmek, istediği her ne ise o şeyi yaptırmak için tehditte bulunmak, küçümsemek, rahatsız edici şekilde utandırmak, yalan söylemek, karşıdaki kişinin duygularını ihmal/istismar edip sadece canı istediğinde iletişime geçmek ve aşağılayıcı hakaretlerde bulunmak gibi durumlar psikolojik şiddete örnek olarak verilebilir. Dediğimiz gibi bunu da toplumun her karışında görebilirsiniz. Psikolojik şiddet maalesef en çok da mürekkep yalamış, diploma denilen kâğıt parçasıyla statü ve kariyer elde edenlerin uygulamaktan imtina etmediği kötü şeylerdir.

Psikolojik şiddet kişilerde kimi zaman fiziksel şiddetten bile daha çok zarar meydana getirmektedir. Psikolojik şiddet gören kişilerde üst düzey stres, en yıkıcı depresyonlar ve hayattan kopartabilecek düzeyde anksiyete gibi birçok psikolojik problemi ortaya çıkarması neredeyse kaçınılmaz bir hal alır. Psikolojik şiddete maruz kalan kişi kendini sürekli bir çıkmazda ve çaresizlikte görebilir. Nerelerde ve nasıl görülebilir bu eziyet türü? Her yerde karşımıza çıkıyor. Hem de öyle acı, öyle beklenmedik ve öylesine bezdiren bir şekilde oluyor ki sormayın gitsin. Aile içinde, eşler arasında, kardeşler arasında, arkadaşlar (!) ve dostlar (!) arasında, işçi işveren ilişkilerinde, ast üst ilişkilerindeki memuriyet görevlerinde, gönüllü ve yasal düzenlemelerle sınırları, çerçeve ve görevlerin tanımlaması yapılan sivil toplum örgütlerinde, eğitim öğretim kademelerindeki çeşitli durumlarda, televizyon reklamlarında, film ve dizilerde ve dahi nerelerde nerelerde görülmektedir. Eminim bazı kimseler bu saydıklarımıza hemen karşı çıkar ama psikolojik şiddet sadece insanlara bağırmak çağırmak, fiziki etkide bulunmak, mahrum etmek ya da mecbur etmek şeklinde olacağını söyler. Ama kazın ayağı öyle değildir. Nasıl mı?

-Liyakatsiz kimselerin ego manyaklıkları,

-Abisi, dayısı olanların sırtlarının sıvazlanması ve korunması,

-Koltukları babalarından miras kalmışçasına algılamaları,

-Nokta kadar menfaate taklalar atanların davranışları,

-İş bilmezlerin, iş bilenleri kıskanmaları ve başarısızlık olsun diye çırpınışları,

-Para için kendilerini pazarlayanların aymazlıkları,

-Huzursuzluktan kazanç elde edeceklerin iğrenç ticari felsefeleri,

-Kraldan çok kralcı olarak çirkef dillerinden döktükleri,

-Tek ayak üstünde bin bir yalanı, kumpası ve iğrençlikleri sergilemeleri,

-Psikolojik bunalımlarının acısını çıkartmak amacındaki kötü ruhları,

-İyi niyeti suistimal amacındaki yaşam gayeleri ve ettikleri,

Aslında dostlar daha neleri var bu tip insanların neleri var. Bu kötü durumlara maruz kalmamak ve hatta bilinçsizce bu kötülükleri yapmamak için her bir ferdin yapacağı şeyler vardır. Bu şeyler kadim köklerimizde mevcuttur. Kültürümüzde, organik toplumsal yapımızın temellerinde ve inanç sistemimizin tebliğcisi olan yüce elçinin hayatının kendisinde vardır. Hani “satır araları” derler ya, biz bu ifadeyi kullanmayı hakikate bir zül sayarak o yüce davetçinin hayatının “tüm saniyelerinde” vardır deriz. Çünkü o, bildiğini yaşayan biriydi. Onun dilinden, elinden, bakışlarından, alışverişinden, hitabetinden, sorumluluğundan, aile reisliğinden, babalığından, eş ve dost olmasından zerre bir psikolojik şiddete rastlanmamıştır. Bunu biz söylemiyoruz. Düşünceleri ayrı, inançları çok uzak ve ona düşmanlık yapanlar söylemektedirler. Bir an önce öğrenmeli ve yakışır yaşamayı amel etmeliyiz. Aksi halde bilmeyerek/istemeyerek de olsa bu fenalığa düşebiliriz.

Bizim için en güzel beşerî örnek olan Peygamber Efendimizin Rebiülevvel ayının 12.gecesi olan Mevlid Kandilinin tüm İslam alemine ve memleketimize hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz, şiddette sınır tanımayanların da ıslahı için dua ederim.

Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

2 Yorum

  1. Ahmet Ayyıldız
    Ahmet Ayyıldız 3 Ekim 2022

    Sağlık ve afiyetler dilerim çok güzel özetlemissiniz kalemine yüreğine sağlık selamlar sevgiler

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 3 Ekim 2022

      Dilinize sağlık değerli Müdürüm. Sağlık ve huzur dolu günler diliyorum.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir