"Enter"a basıp içeriğe geçin

HER TOPA KAFA UZATILMAZ

(HAVADAN NEM KAPMAK)

Merhaba dostlar

            Öncelikle 2022-2023 eğitim öğretim yılının ülkemize hayırlar getirmesini, güzel çalışmalara ve ilerlemeye son sürat devam etmeye vesile olmasını diliyorum. İnanın yazacağımız çok konu var. Hepsi de birbirinden önemli ve toplumumuzda yara olarak kanamaya devam eden mevzular. Evet, çok konu var ama içlerinde bir konu var ki o da hepsinden önce geldiği için onu yazmaya karar verdim.  

            Konu “havadan nem kapmak” konusudur. Ne hale geldik hiç düşündünüz mü? Renkler, hayvanlar, semboller, söz dizileri, sloganlar, kelimeler, ritimler, şiirler, ozanlar, yazarlar ve daha neler neler paylaşılıp bir yerlere bağlanmış. Hani evrensel olmasaydı trafik ışıkları bile bir yerlere endekslenecek neredeyse. Yahu bu kadar yaşam alanı ve meta varken neyin derdine düştük. Bir de bunların üzerine yazılan yazıların okunmasından sonra yapılan serzenişler şikâyet kervanına katıldı. Gerçi ister şikâyet ister sormak ister muhasebe yapıp sonucunu paylaşmak ve isterseniz de güzel dileklerle ilerlemelerde birlikte olmanın mutluluğunu paylaşmak diyelim biz bunlara ama işin en kötüsü de yazdığımız yazılar nedense güncel bir müziğin sözlerinde anlatılanlara benzedi: “Keyfimiz ellere dert oldu, kolpalık yapan mert oldu.”

            Be güzel kardeşim işimiz gücümüz yok sizi takip edeceğiz, araştıracağız, kafadan senaryolar kurgulayıp insanları boşu boşuna meşgul mü edeceğiz? Hiiiiiççç böyle şeylerle işimiz olmaz. Ama çıkan sonuca bakaraktan da kendimize şöyle seslenmeyi de bir görev biliyorum: “Teşekkür ederim Gökmen Hocam. Ne güzel; yazdığın toplumsal konular, irdelediğin meseleler gerçekten güzel kardeşlerimizin nefis muhasebesi yapmalarına ve geri dönüt vermelerine vesile oluyor.”

            Arkadaşlar, hepimizin yüzlerce insandan oluşan çevreleri mevcuttur. İçimizde amir, memur, işçi, öğrenci, ev hanımı, akademisyen, bürokrat ve onlarca meslek erbabı vardır. Ne mutlu bize ki dertlerini bize yazan/anlatan/paylaşan/paylaşılmasını isteyen/insanlarımızı uyandırmak isteyen kimselerden esinlenerek yazdığımız yazılar karşılık buluyor. Gözünüzü seveyim şimdi şunlara bir bakın bakalım bunlarla hemen hemen hepimiz karşılaşmadık mı? İlla ki birilerine giydirme mi yapılır yazılarda. Yok yok öyle değil, yapılmaz. Buyurun hatırlayın cümleleri:

            *Evladımla anlaşamıyoruz. (Kuşak çatışması)

            *Arkadaşım beni dolandırdı. (Menfaatçılık)

            *Müdür Bey haksızlıkta sınır tanımıyor. (/Adaletsizlik/Liyakatsizlik)

            *Sabaha kadar televizyon izliyorum. (Zaman israfı)

            *Öğrenciler bilgisayar başından kalkmıyor. (Teknolojiyi kullanma bilinçsizliği)

            *Ulu orta küfür etmekten çekinmiyorlar. (Kültür/Değer/Ahlâk)

            *Din ilmi diye diye insanları dini değerlerden uzaklaştırmak istiyorlar. (Maneviyat sorunu)

            *Onların var benim niye yok. (Şükür ve emek sorunu)

            *Ulufe dağıtır gibi makam dağıtıyorlar. (Adam kayırmacılık)

            *Kafeler karşılıklı telefon ekranlarına gömülenlerle dolu. (İletişim sorunu)

            *Düşmanımın düşmanı dostumdur. (Fitne fesat sorunu)

            *Geçen gün yolda gördüğümüz kuzenimmiş ama ilk kez gördüm. (Akraba bağları sorunu)

            *Neme gerek artık oraya gitmem; sanki aç doyurmaya mecburum. (Merhamet sorunu)

            *Seansları 30 dakikaya indirirsem bir danışana daha bakarım. (Doyumsuzluk sorunu)

            *Ayakkabıları içeriye katın ki kimse kapıyı çalmasın. (Komşuluk sorunu)

            *Elde edeceğim şeylerle onu mahvedeceğim. (Kibir ve ukalalık sorunu)

            *Şu parayı bulursam kimseye eyvallah etmeyeceğim. (Nankörlük sorunu)

            İnanın sabaha kadar bu türden ibareleri sıralayabiliriz. Ben herhangi bir yazı okuduğumda, yazılanları kendim için bir düzeltme fırsatı ve hatırlatması diye algılar ve düzeltmek için bir fırsat buldum diye çok mutlu olurum. Hatta bu doğrultuda yazıyı yazan kimselere mesaj ve mail bile göndermişimdir. Ama benle ilgili olmayan şeyler varsa da paranoya içine girmem. Durumdan vazife çıkaranlar gibi tuhaf tuhaf hareket etmem. Bakıyorsunuz arkadaş ya kendisi yazıyor ya da başka bir kimseyle ya da güvercinle haber gönderiyor. Ya vallahi bizim hatalarımız bize yetiyor. Kendimizi düzeltmemiz gerekirken başkalarına laf atmak ve itham etmek gafletine düşmeyiz. Ama yok attığımız bir taş varsa da ille de kafam kırılsın diyen birinin başını uzatmasına da engel olamam. Baş da kendinin başının içindeki de kendinin. Bize bundan sonrası için ne laf düşer ne de müdahale etmek. İşte bu da akıl, mantık ve irade sorunu.

            Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir