"Enter"a basıp içeriğe geçin

BOOMERANG

Yine bir yazımızla sizinle olmaktan duyduğum mutluluğu dile getirmekle başlayayım. Yaklaşık bir haftadır bir videoda takılııp kaldım ve bu yazımızın konusunu da o videodaki “güzellemelere” ayırdım. Biliyorum “güzelleme” ifadesi aslında olumsuz anlamda kullanılmaktadır. Ama güzelleme, Âşık Halk Edebiyatı’nda kullanılan; konusu aşk ve sevgi olan lirik şiirlere verilen addır. Güzellemeler, semai ya da koşma nazım biçimleriyle yazılırlar. Yalnız “güzelleme” özellikle siyasette ve günlük hayatta değersiz işler yapan birilerine yalakalık veya yandaşlık yapmak için kullanılır. Gözler kapalı, nefisler önde, fesatlıklar içten içe kaynatılarak, nokta kadar menfaateler için virgül gibi eğilerek yapılan “güzellemeler” yapanı da yapılanı da vuracaktır. Bu kadar girişten sonra dilerseniz meramımıza gelelim.

Videoda aynen şunlar söylenmekte: “Kimseye çelme takmıyoruz diye ayağımız yok zannediyorlar. Hâlbuki biz bu ayakları yolumuzda doğru yürümek ve dik durmak için kullanıyoruz. Allâh’ın da bir adaleti var. Herkes Allâh’ın adaletini söylüyor. Allâh’ın adaleti herkes için. Hayat boomerang gibidir. Ne yaparsan yap dönüp dolaşıp sana geliyor. Ne mutlu ki ölmek var. Ölelim de görelim. Allâh’ın en büyük adaleti ölümdür. Kimse orada kıvıramayacak.”

Şimdi aklınıza neler gelmiştir neler. Kimler gelmiştir kimler. Doğrusunu söylemek gerekirse kendi adıma artık kişilere takılmayan birisi olduğumu söyleyebilirim. İster yaşlanma olgusundan, ister yaşanmışlıklardan ve isterse de tevekküle sığınmaktan, artık ne derseniz deyin ama artık kişiler umurumda değil. İnsanın “sıtkı sıyrılınca” hikâyelere ve sahte kahramancıklara takılıp kalmıyor.

Tecrübeler o kadar çok şey kazandırıyor ki insana; eminim çoğu kimse bunu anlamıştır. Yalnız işte tam da bu noktada anlamayanlardan bahsedeceğiz. Kendilerince suyun altından saman yürüttüklerini zannedenlerle işimiz. Hinliklerini göstermediklerini, çaktırmadıklarını ve gizlediklerini zannedenlerin hayatları da zor aslında değil mi? Tüm eforlarını “bir avuç toprak” olan fani bir hayat için kullanıyorlar. Her olayın “mahir” kişisi olarak kendilerini görüyorlar. En “güçlü” olarak kendilerini görüyorlar. Yeri geliyor kendilerini “ulufe dağıtıcısı” olarak görüyorlar. Nelere, kimlere ve nerelere dayamıyorlar ki omurgasız sırtlarını. Hayatlara anlam kazandırmayı seçmeyip de yıkanlardan olmayı kendilerine amaç edinenlere bir bakıyorum da sonları hep hüsran olmuştur. Nasıl mı? Bir avuç toprak, değersiz bir koltuk, olduğundan büyük görülen statüler, kurbanı oldukları hırslar, karşısında eğildikleri kâğıtlar, taşlar ve başlar son sürat hazin bir sona doğru götürmektedirler kendilerini. Ee, tabi bir de feraseti alınan, basireti kapanan kimseler de olunca kendi zâtları (!) vay onların haline. Zeyrekler arasında saysalar bile kendilerini “kralın çıplak olduğunu” kendileri dışında çoğu kimseler görmektedirler.

Bu tipler makamlara değer kazanmaktan uzakta yaşayanlardır. “Makamlara değer katmak” diye insani bir meziyetten uzaktadırlar. Etrafındaki insanları sadece yorarlar. Herkese diş geçirip, güç yetirdiklerini düşünürler. Ağababaları(!) da olunca iyice körleşirler. Yanlış anlamayın, gözleri görür ama asıl mesele gönül gözlerinin kapalı olması durumudur. Hep bir plan ve kurgu üzerine yaşar dururlar. Ya da kurgulamalarla yol aldıklarını zannederler. Çok hızlı mesafe aldıklarını, sonuca ulaşabildiklerini zannederler. Hey hat; bu gidiş Niagara Şelalesi’nden aşağı düşürecek bir yol alıştır. Ömrünün geri kalan kısmını kendisince “kutsal” saydıkları bir yolda harcayacaklarını söyleyen kaba softa ham yobazların yok oluşları da âleme ibret olur. Önceki ibretlerden pay almada nasiplenemedikleri için aynı sonla bitirirler emanet hayatları. Hani kendileri güçlüdürler ya, hani her şey iki dudakları arasında ve omurgasız sırtını dayadıkları eğreti kişilerin yok olacak nüfuzlarındadır ya; ama hezimetten kurtulamayacakları asla akıllarına gelmemektedir. Tam da burada o videodaki sözleri satır satır haykıralım onlara ne dersiniz?

“Kimseye çelme takmıyoruz diye ayağımız yok zannediyorlar.”

-“Hâlbuki biz bu ayakları yolumuzda doğru yürümek ve dik durmak için kullanıyoruz.”

-“Allâh’ın da bir adaleti var.”

-“Herkes Allâh’ın adaletini söylüyor.”

-“Allâh’ın adaleti herkes için.”

-“Hayat boomerang gibidir.”

-“Ne yaparsan yap dönüp dolaşıp sana geliyor.”

-“Ne mutlu ki ölmek var.”

-“Ölelim de görelim.”

-“Allâh’ın en büyük adaleti ölümdür.”

-“Kimse orada kıvıramayacak.”

“Rakkaselere tekrar hatırlatılır” diyelim ve “Allâh’ın adaletine güvenmekten” vazgeçmeyelim.

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir