"Enter"a basıp içeriğe geçin

BOMBACI MÜLAYİM

Biliyorum, başlığı okur okumaz Yeşilçam’ın unutulmaz aktörlerinden Kemal Sunal ve çevirdiği hit olmuş filmlerden olan “Korkusuz Korkak” aklınıza geldi. Mülayim Sert karakterini canlandırdığı film, o zamanki toplumsal sorunlara değinmesi ve haykırması noktasında hedefi on ikiden tutturan ne güzel mesajlar yüklüydü. Yaklaşık kırk yıl geçti ve biz hâlâ aynı tür sorunlarla, hatta çok daha fazlasıyla uğraşır durumdayız maalesef.

               Az önce bir dostumla konuştum. İdarecilik yıllarımda aynı ekipteydik. İşinin ehli, memleket sevdalısı ve hakkaniyete dikkat eden bir kardeşimdir. Şimdi bir ilde kurum yöneticiliği yapmaktadır. Ara sıra konuşuruz, dertleşiriz ve eski günleri yâd ederek geleceğe dair güzel söylemlerde bulunuruz. Gelişen olaylarla ilgili düşüncelerimizi birbirimize aktarırız. Önemli bir konu için aramıştım kendini. Konuya ait görüş teatisinde bulunduktan sonra konu nasıl olduysa yine “liyakatsizlik” noktasına geldi. Kendisiyle birlikte birçok liyakatsizlik örneğine şahit olmuştuk. Öyle ki, şahit olduğumuz şeyleri burada anlatmaya kalksam asıl meseleye giremem. Ama parentez içinde de “LİYAKATSİZLER” adlı eserimin hukuki yönünü inceletiyorum ve en kısa zamanda sizlerle buluşturmayı planladığımın bilgisini vermek istiyorum. Bu eserimizin çok büyük ses getireceğinden ne ben ne inceleme yapan hukukçu arkadaşlar ve ne de editoryal çalışma yapan ekip arkadaşlarım şüphe etmemekteyiz. Neyse… Konuya devam edelim.

               Dostumla sıkıntılı bir konuyu değerlendirirken bize/ülkemize kaybettiren en önemli sorunlardan bahsettik. Kendi kendine sıralandı desek daha doğru olur. Başkalarının üzerine basıp yükselmekten el etek öpmeye, dayı-amca-yeğen üçgeninden yalakalıkta zirve yapmaya, kıçı koltuğa değdirme sevdasının insani ilkeleri yok etmesinden tutun da para diye can vermeye varıncaya kadar gayri insani davranışlar adeta havada uçuştu. Kardeşim biz böyle olamayız; hem çalıştığımız adamın kuyusunu kazıp hem de yüzüne gülemeyiz. Hani filmde vardı ya iş yerinde herkes ya yatıyor ya sürekli yemek yiyor ya el örgüsü yapıyor ya müdüre dosya incelettiriyor ya da ne bileyim başka başka şeylerle meşgul oluyorlardı. İşte oradaki çalışmayan herkes işini Mülayim’e yaptırıyordu. Ama patron geldiği vakit işleri yapması gerekenler, Mülayim’in masasına yığdıkları dosyalarını alınca patron Mülayim’in boş durduğunu görür ve kaçınılmaz son; Mülayim fırçayı yer.

Hastalık şikayetiyle gittiği doktorda rapor dosyasının karıştırılması bizim Mülayim’i de adeta başka birisi yapar. Ömrünün üç ay kalacak olduğunu duyan Mülayim, bombaya kafa atmaktan, patrona kafa tutmaktan, çalışanla dosya incelemekten, ev sahibine posta koymaya varıncaya kadar her türlü korkusuzluğu yapar ve adeta yaşadığının farkına varıyor. Böylece de iç huzurunu sağlar. Yani “oh bee dünya varmış” diyerek yaşamaya başlar. İşte bu filmdeki karakter ve sergilediği davranışlar bize çok büyük bir ders olmalıdır.

               İstisnasız bizlerin de bir noktada Mülayim gibi korkusuz olmamız gerekmektedir. Aslında korkusuz olmak çok da zor değil. İnanın zor değil. Sadece çok basit birkaç ilkeyi hayatımıza yansıtacağız. Doğru yolda/yollarda gitmekte ısrarcı olacağız. Alın size birkaç adımda Bombacı Mülayim olmanın yani rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun deyimiyle “dümdüz yaşamanın” sırları:

               *Kalıba göre şekil almamalıyız.

*İlkeli olmaktan milim ayrılmamalıyız.

               *Konuşacağımız kelimeleri özenle seçmeliyiz.

               *Kapıları çalarken bizim de kapımızın çalınacağını unutmamalıyız.

               *Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytan saflarını doldurmamalıyız.

               *Emek verdiğimiz ya da emek verilen şeyleri korumak için değerlerimizi oluşturmalıyız.

               * “Dava” diye çıktığımız yolda elde ettiğimiz kazanımlar sonrasında yolumuzu kaybetmemeliyiz.

               *Eylem ve söylem ayrılıklarıyla değil, birlikteliğiyle dolu bir yaşamı tercih etmeliyiz.

               * “Duygu” ve “fikir” konusunda bilinçli olmalı ve davranış modelimizi sağlam temeller üzerine oturtmalıyız.

               *Ukdemizde olan/olabilecek işleri ehline vermeyi tercih etmeliyiz. Böylece de emanetleri heba etmemiş oluruz.

               *Adalet ve hukuk kavramlarının uygulanması noktasında geri adım atmamalıyız.

               *Hukuksuzluğa taraf olmayı tercih etmektense hukuksuzluğu bertaraf etmek için yılmadan dik durmalıyız.

               *Nerelerden geldiğimizi ve nerelere gidebilecek olmamızı asla akıldan çıkartmamalıyız.

               *Ya olduğumuz gibi görünmeliyiz ya da göründüğümüz gibi olmalıyız.

               Hasılı dostlar işte Bombacı Mülayim olmak bu kadar basit. Ne dersiniz?

               Kalın sağlıcakla…

               Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

Tek Yorum

  1. Seyfullah Sarıaslan
    Seyfullah Sarıaslan 5 Haziran 2023

    Aynen,”Doğrular eğilir ama yıkılmaz,eğriler yıkıldı mı yerden kalkmaz .”Bunlar eskimez,pörsümez kaide ve kurallardır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir