"Enter"a basıp içeriğe geçin

20 MİSKAL BİLE GELMEYEN AĞAÇKAKAN

               Adamın biri bir ağaçkakan kuşu avlamış. Avlanan kuş gayet rahat ve emin bir şekilde adama sormuş:

               -Bana ne yapacaksın? Adam,

               -Seni kesip yiyeceğim, demiş. Kuş devamında adama şöyle der:

               -Ben senin açlığını giderecek kadar büyük değilim. Beni kesmeden önce sana üç şey öğreteyim. Birincisini elinde iken söylerim. İkincisini beni bırakınca; üçüncüsünü ise bir ağaca konunca söylerim.

               -Peki, birincisini söyle.

               -Geçmişin için üzülme.

               -Şimdi de ikincisini söyle.

               -Onu da bırakırsan söylerim!

               Adam da kuşu bıraktı. Kuş uçarak giderken de “Mümkün olmayana inanma” dedi. Ve bir ağaca kondu. Üçüncü nasihatine de şöyle başladı:

               -Ey kötü insan! Eğer beni kesseydin, her biri 20 miskal ağırlığında midemden inci çıkartacaktın!

               Adam bunu duyunca iyice üzüldü. Üzüntüsünden parmağını ısırmaya başladı. Kuş devam etti:

               -Sana, geçmişe üzülme demedim mi? Benim ağırlığım 20 miskal etmez. Sana, mümkün olmayana inanma demedim mi, dedi.

               Sonra da uçtu gitti…

               Kıymetli bir dostumun gönderisi… Tam da çoğu insanımızı anlatan bir durum değil mi? Yeni milenyumun ilk insanları olarak bizler aslında nelere üzülüp nelere sevineceğimizin, neyi isteyip neden vazgeçmemiz gerektiğinin, neyin doğru neyin yanlışlığının, neyin hayati neyin değersiz olduğunun ve dahi bu rotadaki birçok tercih hususlarının ölçüsünü/ölçülerini iyice karıştırmış durumdayız. Halbuki elde bulunan şeylerin kıymetini bilip, benim olmayanın da ölümcül takipçisi ve arzulayanı olmadan yaşamak çok büyük bir huzur kaynağıdır. Daha pozitif bir bakış açısı kazanmalı ve onu korumalıyız. Yaşayıp deneyimlediğimiz şeylerin hazzını yaşamak için, bedensel ve ruhsal olarak daha sıhhatli olmanın enerjisini yaşamak için, sorunlar ve sıkıntılar karşısında pes etmemeyi ve sorunlarla çok kolay başa çıkmayı başarabilmeliyiz. En önemli şeylerden biri de kişinin gerek kendisi ve gerekse de diğer insanlarla olan ilişkilerini güçlendirmelidir. Bunun için kıymetli olanlara kıymet verip doğru safta olması gerekmektedir. Yani kısaca kıymet bilme ve şükretme saflarında olmak gerekir diyorum.

Hep bir daha fazlasını isteme kör arzuları bizi ancak yokluğa götürür. Varlığa götürecek şey ise şükür etmek, kıymet bilmek ve yetinmektir. Bunları seçmeyen, daha doğrusu bunları tercih etmeyen kimselerin tabii ki de baş ağrıları ve dövünmeleri bitmez/bitmeyecektir.

*Yalanı peynir ekmek yemek misali basitleştirenler,

*Küfürlü cümleleri art arda sıralamayı bir marifet görenler,

*Gemisini yürütmek için tüm haksızlıkların baş rol oyuncusu olmayı mübah sayanlar,

*Bencillik diyarının en güçlüsü olmakta kararlı olanlar,

*İnsanları “ben ve ötekiler” olarak ayıranlar,

*İletişimi sadece kendi tanımlamasında sağlamayı tercih edenler,

*Her türlü gücün rüzgarıyla kendini dev aynasında görenler,

*…

Her daim kaybetmeye, dövünmeye, ahlarla vahlarla ömür tüketmeye, gidenlerin ardından bakmaya, en önemlisi de toplum içinde herkesin gördüğü “çıplak kral” olarak yaşamaya devam edecektir. Buna da yaşamak denilirse.

Bakın ünlü düşünür ve bilgeler neler demişler:

               -Azla mutluluk, çokça didişmekten iyidir. (Benjamin Franklin)

-Sana ait olanı iyice koru ve başkasına ait olana tamah etme, böylece hareket edersen, hiçbir aksilik saadetine engel olamaz. (Epictetos)

-Kanaatkâr yaşayan sultan olur. (Hazreti Ali)

-Kötülük insana tamahtan gelir. Kanaatten kimse ölmedi, hırsla da kimse padişah olmadı. (Mevlana)

-Tamahkârlık fakirliktir, kanaat ise servettir. (Hazreti Ömer)

-Kanaat, ancak şükür ile hayat bulur. Bunun tersi hırs ve tamahtır ki hafazanallah kulluğu zedeleyip zayıflatır. (İskender Pala)

Haddimizi bilip, yaşam hattında doğru istikamette yer almamız, bayram tadında günlerle dolu bir ömür geçirmemiz duasıyla…

Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir