"Enter"a basıp içeriğe geçin

EMRE AMADE UŞAK OLMA!!!

EMRE AMADE UŞAK OLMA!!!

(Aklı Selim Olma ve Kişilik Sağlamlığı Üzerine Bir İnceleme)

Merhaba Dostlar!

Aslında bugün “Tıkandı Baba” başlıklı bir konu ile sizinle buluşacaktım. Lakin yine öncelikli bir konu daha çıktı kanımca ve onu size sunmak istedim. Çünkü ele alacağım bu konu da aslında toplumumuzdaki en sıkıntılı “kişilik bozukluğu”, olgunlaşmanın ve aklı selimini rafa kaldırıldığı bir husus. Bu nedenle “Emre Amade Uşak Olma” konusunu anlatacağım.

Biliyorsunuz, toplumların gelişimi ve ilerlemesi, kişilerin özgür düşünmelerine, sağlıklı muhakeme yeteneklerine ve sağlam bir kişiliğe sahip olmalarına bağlıdır. Ama tarih boyunca, ister kişisel isterse de bir zümre tarafından oluşturulan çeşitli otoriteler ve güç odakları, kişileri itaatkâr ve sorgulamadan kabul eden bir yapıya dönüştürmek için ellerinden gelenleri artlarına koymamışlardır. Bu bağlamda, “emre amade uşak” olma eğilimi, kişinin aklı selimini ve kişiliğini kaybetme sürecini ifade eder. Peki, insan neden böyle bir konuma sürüklenir ve bundan kaçınmanın yolları nelerdir? Nasıl olur da bir insan düşünmekten kaçınır ki? Ne yani başkalarında akıl var da kendisinde yok mu? Ya da neden başkalarını hep kendisinden üstün görür ve her önüne gelene biat etmek ister? Hatta kendisinin biat ettiği kimse veya zümrelere karşı hakkı yüksek sesle savunan birisi için değişik ithamlar içinde bulunur ki? Hadi gelin bir bakalım!

Önce “Emre Amade Uşak Olmak” Ne Demektir Onu Açıklayalım

“Emre amade uşak” ifadesi, bir kişinin sorgulamadan, kendi muhakemesini devreye sokmadan, başkalarının direktiflerine mutlak bir şekilde boyun eğmesi anlamına gelmektedir. Bu durum sadece fiziksel bir itaat olmayıp, aynı zamanda özellikle de düşünsel bir teslimiyet ve iradesizlik halini içerir. Bu tür kişiler, toplumsal ya da kişisel baskılar neticesinde, güçlü bir otoritenin gölgesinde var olmayı bir yaşam biçimi haline getirmişlerdir. Silik, yitik, bitik ve hımbıl lümpen gibi olmayı tercih eder. Karşısında harıl harıl hatalar yapılsa bile asla yerinden kalkamayacak bir bitik benlik hali taşırlar.

Peki, Bazı İnsanlar Bu Konuma Neden Sürüklenir?

Bunun nedenleri arasında ilk olarak korku ve güçlüden yana olma eğiliminin hakimiyetinden söz edebiliriz. Hayatının her alanında teslimiyeti benimseyen kimselerden ne kendisi ne de başka birilerinin hakları için çıtlarını çıkartamayacaklarını söyleyebiliriz. Hatta kırk yıl önceki toplumu anlatan bir dizide “Berber Recep” karakteri vardı ve bu karakter o zamanki egemenlik kurmuş grubun üyelerinden daha fazla yandaş tavır sergileyen biriydi. Bugün ne kadar cahilce olduğu alenen ifade edilen o zamanlardaki karşı dik duruş tavrını sergileyen kimselerin bugün hala aynı tavırlar içinde olması ve ortaya koydukları argümanlar “eme amade uşak olmama” konusunun doğruluğuna dair bir örnektir. Doğrudur, insan, doğası gereği güvenlik arayışında olan bir varlıktır. Güçlü bir otoriteye tabi olmak, kişiye sorumluluk almadan var olma kolaylığı sağlar. Ama bu durum, korku ve çıkar hesaplarının birleşmesiyle, kişinin sorgulamadan itaat etmesine yol açmamalı.

Çocukluk ve Aile Eğitiminin “Biz’den” Uzaklaşması

Küçük yaşlardan itibaren sorgulamayan, eleştirilecek olsa bile bazı şeyler, onlara karşı bir düşünce geliştirmeyen kişiler, büyüdüklerinde de “gözü kapalı itaat etmeyi” doğal bir davranış biçimi olarak benimserler. Aile içinde sürekli baskıyla büyüyen çocuklar, ileriki yaşamlarında da güçlü figürlere boyun eğme eğiliminde olurlar. Yalnız hemen parantez içinde şunu söylemeliyim: Gözü kapalı olarak sözleri kabul edilecek kimseler bellidir. Onlardan ilk sırada olan peygamberlerdir. Sonrasında gelen kimseler ve sıfatları da bellidir. Kısmet olursa başka bir zaman da bu konuyu işleriz.

Toplumun ve Popüler Kültürün Etkisi

Bazı toplumlarda kişin özerkliği yerine, itaati teşvik eden kültürel normlar baskındır. “Büyüklerin sözünden çıkma”, “sorgulama, kabul et” gibi anlayışlar, insanları pasif, bağımlı ve iradesiz hale getirir. Ama bu, tamamıyla da motamot doğrudur da diyemeyiz. İlla ki büyüklerin haklı ve sözlerinden çıkılmayacak telkinleri vardır. Ama hayatı sürekli böyle yaşamamak gerekli olduğunu vurgulamak istiyorum.

Kahrolmayası Konfor Alanına Yapışıp Kalma Hastalığı

Kabul ediyoruz, bazen düşünmek, karar almak ve sorumluluk üstlenmek zor bir süreçtir. Emre amade bir yaşam tarzı, kişiye “hata yapma” korkusu olmadan yaşama imkânı sunar. Bu yüzden birçok insan, özgürlüğün getirdiği yükü taşımak yerine, başkalarının verdiği kararları uygulamayı tercih eder. Yani şöyle diyeyim: Çıkıp masmavi gökyüzünü görmek ve kalbinizin huzur bulmasını terk edip sanal gözlük içindeki yapaylığa ya da koltuğa uzanıp bir psikoloğun telkinlerine hapsolma gibi bir şey bu.

Emre Amade Uşak Olmamak İçin Ne Yapılmalı?

Öncelikle Aklı Selim Bir Zihin Geliştirmek

Aklı selim, kişinin olayları sağduyu ile değerlendirebilmesi, duygularına kapılmadan muhakeme yapabilmesi demektir. Bunun için kişinin bilgiye açık olması, farklı bakış açılarını değerlendirmesi ve eleştirel düşünmeyi öğrenmesi gerekir.

Kişilik Sağlamlığı ve Özgüven Kazanmak

Kendi fikirlerine güvenen, bağımsız düşünebilen kişiler, başkalarının etkisine kolay kolay kapılmazlar. Kendi değerlerini ve ilkelerini belirleyen insan, sırf bir otorite öyle istiyor diye bunlardan vazgeçmez.

Soru Sormayı ve Sorgulamayı İlke Edinmek

İnsan her duyduğunu doğru kabul etmemeli. Kaynağını ve doğruluğunu araştırmadan kalbe ve akla indirmemeli her duyup gördüğünü. Sorgulamayan kişiler, yönlendirilmeye ve kullanılmaya en açık insanlardır. Programlanabilir robot gibidirler.

Ahlaki Duruş ve İradeye Sahibi Olmak Gerekli

Güçlü bir iradeye sahip olmak, kişin neyin doğru ve yanlış olduğuna kendisinin karar vermesiyle mümkündür. Ahlaki sağlamlık, kişiyi menfaatlere göre değil, vicdanına ve prensiplerine göre hareket eden bir kişi haline getirir.

Nihayetinde “emre amade uşak olmak”, kişinin kendisine ve topluma en büyük kötülüğü yapmasıdır. Bu tür kişiler, sistemlerin ve güçlülerin manipülasyonuna açık hale gelirler. Zamanla kendi düşüncelerini yitirebilirler. Unutulmamalıdır ki özgür kişiler olmadan özgür toplumlar olmaz. Bu yüzden, aklı selim ve sağlam bir kişiliğe sahip olmak, her kişinin üzerine düşen en büyük sorumluluklardan biridir. Özgürlüğün, iradenin ve düşünmenin kıymetini bilmeyenler, er ya da geç başkalarının oyuncağı olmaya mahkûmdur. Dileyen hayatın biraz yüksek yerlerine çıkıp seyre dalabilir. Neler görecek neler!

Kalın sağlıcakla…

Gökmen CAN

Eğitimci Sosyolog

10 Yorum

  1. Hayrettin Korkut
    Hayrettin Korkut 19 Şubat 2025

    Çok güzel bir konuya değinmişsin üstad. Günümüzde düşünme fakiri o kadar çok insan var ki hepsi emre amade.Ya belli ideolojilere ya da şahıslara

    • Gökmen CAN
      Gökmen CAN 19 Şubat 2025

      Teşekkür ediyorum dostum. Maalesef manzara dediğiniz gibi. Maalesef.

  2. Bilal ÖZTÜRK
    Bilal ÖZTÜRK 19 Şubat 2025

    Elinize emeğinize yüreğinize sağlık hocam

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 19 Şubat 2025

      Allah razı olsun kardeşim

  3. Seyfullah Sarıaslan
    Seyfullah Sarıaslan 19 Şubat 2025

    Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.

    • Münevver Ertan bulut
      Münevver Ertan bulut 19 Şubat 2025

      Emeğinize sağlık hocam. Bazen konfor alanından çıkıp fikrimizi bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor.

      • Gökmen Can
        Gökmen Can 19 Şubat 2025

        Kesinlikle çok doğru. Aslında hepsinin yapılmasının en önemli basamaklarından biri de özeleştiri, empati ve dürüst olmaktır .

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 19 Şubat 2025

      Öyledir Müdürüm. Sayısı çok fazla bir zamandayız.

  4. ömer demir
    ömer demir 20 Şubat 2025

    önceki büyüklerimiz küçüklerin menfaatini gözetirken, şimdiki büyükler şimdiki aklını kullanmayan küçükleri kendi menfaatleri doğrultusunda tavsiyelerde bulunur oldular.

    kalemine sağlık CAN dostum

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 20 Şubat 2025

      Maalesef doğru diyorsun Ahretliğim. Keşke kelimesinin çok kullanıldığı bir döneme geldik. Sözlerin ayak ucuna kadar söylenmesiyle ve havaya uçmasıyla kifayetsiz kalınıyor. Aslında bizler topyekun bunda pay sahibiyiz. Keşke fiil ve dil ile uygulayıcı olsak da bizden sonraki nesillere ya da etkileşimde bulunduğumuz kimselere karşı etkili olabilecek. Geç kalmadık yine. Durmak yok, bilinen doğruları ifade edip yaşamaya devam Ahretliğim.

Bilal ÖZTÜRK için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir