"Enter"a basıp içeriğe geçin

…DEDİKÇE…UZAKLAŞTIK

Şöyle bir hafızlarımızı yoklayalım dedik. Geçmişten bugüne değin neler dedik ve neler yaptık diye bir zihin fırtınası yapalım çabasına girmek istedik. Sözlerimizle eylemlerimizin paralelliklerini bir gözden geçirelim diye kalem oynatamaya karar verdik. Sıralayacağımız şeylerin taraflı tarafsız, bizi sevenin sevmeyenin, bizden kabul edenin etmeyenin birleşeceği şeyler olduğundan da asla şüphe etmiyorum. Hı, sıralayacağımız o kadar gerçeklere rağmen kuru inat ve ben bilirim sevdasına kapılıp savrulan kimseler için de yapacak bir şeyimiz yok.

Biz, başta kendi nefsimize ve sevdiklerimize olmak üzere ulaşabildiğimiz gönüller için bir silkeleniş gerçekleştirelim istiyoruz. Kendi adımıza hatırlattığımız şeylerden ders alıp hisseleri hanemize yazdırmak isterken, istemeyenlere de zorla yaptırabileceğimiz bir şeyin olmadığını da biliyoruz. Dilerseniz başlayalım neleri dedikçe nelerden uzaklaştık. Maksadımız “bağcıyı dövmek değil, bağdan nasibimize düşen üzümleri yemektir” dedik ama ne kadar yaptık söylediklerimizi herkes kendini daha iyi bilir. Hep birlikte, önce kendimize haykıralım ve alınsın diye de bu hisseleri paylaşalım:

            -“Dürüstlük” dedikçe entrikalar çevirmekten dolayı “dürüstlükten” uzaklaştık.

            -“İlim” dedikçe öğrendiğimiz “ilimle amel etmekten” uzaklaştık.

            -“Dostluk” dedikçe dostluk yolunun gerektirdiği yerlerden gitmeye imtina ettik.

            -“Vatanseverlik” dedikçe atalarımızı unuttuğumuzu ispatlar şeyleri yapıp durduk.

            -“Hakkaniyet” dedikçe, geldiğimiz makamları kendimize zırh olarak kullandık.

            -“Kardeşim” dedikçe kardeşimize nasıl muamele etmesini unuttuk ve “el” oldurduk.

            -“Temsil etme yerindeyim” dedikçe kimlere hizmet edeceğimizi unuttuk.

            -“Yardım” kelimesini kullandıkça beraberinde “reklamları izlettirmeyi” ihmal ettirmedik.

            -“Emanet” dedikçe ihanetin en kuytu yerlerinde gezmeyi bir marifet bildik.

            -“Duyarlılık” dedikçe insanlığımızı hissetmez olduk.

            -“Birlik beraberlik” sözcüklerini adeta yükselmede bir basamak olarak kullandık.

            -“Paylaşmak” dedikçe kendimize yontmayı es geçmedik.

            -“Özgürlük” dedikçe başkalarının hakkına yeltenmeyi kendimize hak bildik.

            -“Saygı” dedikçe ayakları, elleri, dilleri ve kalpleri hep yanlış işlerde kullandık.

            -“Cemiyet” dedikçe bireysellikten ve bencillikten vazgeçemez hale geldik.

            -“Paralı işler” yapmaya başladıkça davalara ihanet ettik.

            -“Maneviyat” dedikçe bir numaralı materyalist ve kapitalist olduk çıktık.

            -“Tevazu” diye haykırdıkça “kibrin” esiri olmaktan geri duramadık.

            -“Aklıselim” olalım dedikçe “aklı evvel” davranmaktan arınamadık.

            -“Sevda” dedikçe en kötü ihanetlerin aktörleri ve aktrisleri olduk durduk.

            -“Zenginlik” dedikçe yokluğu anlamadık. Ekmek yerine pasta yesinler felsefesine sarıldık.

            -“İbadet” dedikçe “riya” denizinde gezintiye çıktık ve çoğumuz da bu denizde boğulup gittik.

            -“Objektiflik” dedikçe “önyargıların” prangasına takılı kaldık.

            -“Can” dedikçe “nefes kesmeyi” bir marifet bildik.

            -“Ana baba” dedikçe bir gün ana baba olacağımızı unuttuk ve ana babalarımıza karşı pervasızlığımızı çekinmeden sergiledik.

            -“Güzellik” dedikçe “çirkinliklerin ve çirkeflerin” içinde debelendik.

            -“Bilgelik” dedikçe “zihinsel ve ruhsal” yanımızı zayıflattık.

            -“Okumak” dedikçe “aykırı olmayı” bir marifet bildik.

            Velhasıl dostlar;

            -“İnsanlık” dedikçe kilometrelerce fark yedik ve yerinde saymayı bile bırakarak en vahşi şeyleri yapmaktan geri durmadık.

            Maalesef ama maalesef şu andaki geldiğimiz durum ve bulunduğumuz nokta bu. İster kabul edin ister etmeyin. Peki, neler yapmalıyız derseniz de; saydığımız “kavramların” gereğini yapalım deriz. İnanç ve davranışlarımızı hakkaniyet eksenli değiştirmedikçe, hayatımızdaki kavramları ifade ettiği şekilde yaşayacağımız bir hayalden öteye gidemez. Bir an önce unuttuklarımızı hatırlamalıyız.

            Kalın sağlıcakla…

 

10 Yorum

  1. Ahmet Ayyıldız
    Ahmet Ayyıldız 16 Ağustos 2022

    Kalemine yüreğine sağlık

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 17 Ağustos 2022

      Dilinize sağlık kıymetli Müdürüm. Yüreklendiriyorsunuz. Ellerinizden öpüyorum.

  2. ömer demir
    ömer demir 16 Ağustos 2022

    PEYGAMBER VARİSİ
    Onlar, Allah Rasûlü’nün tezkiye vazifesini devam ettiren, yani müsterşidi irşâd eden gönül rehberleridir. Yine onlar, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve ashâbından sonra örnek alınacak zirve şahsiyetlerdir. Zira onlar, ilim, irfan ve örnek ahlâklarıyla birer “Peygamber Vârisi”dirler.

    Nitekim hadîs-i şerîfte: “(Zâhir ve bâtınını ikmâl etmiş, ilmini irfan hâline getirmiş) âlimler, peygamberlerin vârisleridir.” buyrulmaktadır. (Ebû Dâvûd, İlim, 1) https://www.islamveihsan.com/alimler-peygamberlerin-varisleridir.html alıntıdır.

    Peygamberlere varis insanlar aynı zamanda birer emanetçidirler. İnancımızda emanet ihanet asla olmaz, düşmanın dahi olsa. Peygamber efendimize düşmanlık edenler eşyalarını sizce kime emanet ettiler? Bildiniz Peygamber efendimize. Peki Peygamber efendimiz bu emanetlere ihanet etti mi? Kesinlikle hayır, ihanet etmedi.

    Zamanımızdaki emanet sahipleri bu kadar hassas olabilirler mi acaba?
    Emanet yalnızca mal ve mülk ile olmaz ki, bu peygamber efendimizden gelen ilimler de birer emanet değil mi?

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 17 Ağustos 2022

      Emanet noktasındaki değerlendirmeniz çok yerinde bir bakış açısı. Zaten bu bakış açısını yaşantımızın her noktasına yansıtırsak sıkıntıya düşeceğimizi düşünmüyorum. Ama kardeşi kardeşe, aynı yolda ilerlediklerini söyleyenleri birbirine düşüren şeylerin başında bu noktadaki bilinçsizlik gelmektedir. Allâh selamet versin. Allâh’a emanet olun.

  3. Hasan Ulaş
    Hasan Ulaş 16 Ağustos 2022

    Teşekkürler hocam

  4. Seyfullah
    Seyfullah 16 Ağustos 2022

    Aynen kardeşim,Allah akîbetimizi hayreylesin.

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 17 Ağustos 2022

      Amin kıymetli Müdürüm. Ne oldum değil ne olacağım düsturu gereğince yaşamak ve had bilmek duası ile…

  5. Mehmet Akkoç
    Mehmet Akkoç 17 Ağustos 2022

    Maalesef ama maalesef şu andaki geldiğimiz durum ve bulunduğumuz nokta bu. İster kabul edin ister etmeyin.

    Kabul Etmezsek Başımızı Kuma Görmüş Oluruz.
    Keşke Hayır, Yanılıyorsunuz Hocam Diyebilseydik…
    Ama Maalesef….
    Rabbimiz Hepimize Basîret Versin.
    Yaralarımıza Parmak Basmışsınız.
    Kaleminize&Yüreğinize Sağlık,Azîzim

    • Gökmen Can
      Gökmen Can 17 Ağustos 2022

      Allâh razı olsun Mehmet hocam. Rabbim hesabını veremeyeceğimiz bir hayatı kısmet etmesin. Dilinize sağlık.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir